Bu Bir Vicdan Meselesi​

Bu Bir Vicdan Meselesi

HAFTA DERGİSİ ASLI BARIŞ ROPÖRTAJINDAN ALINTIDIR.

ONU NASIL BILIRSINIZ? STIL IKONU, JET-SET’IN POPÜLER YÜZÜ, ANNE, TASARIMCI… BELKI DE DERIN MERMERCI’NIN BILMEDIĞINIZ TARAFI, SOKAKTAKI CANLARA VERDIĞI DESTEK BELEDIYELERLE IŞBIRLIKLERI VE BAŞLATTIĞI IYILIK HAREKETI…

 

Son dönemde sosyal medya hesabınızdaki paylaşımlar sokaktaki canlara yardım etme, yuvalandırma üzerine… Bu durum hep böyle miydi? Ne zaman aktif bir şekilde yardım elinizi uzatmaya başladınız?

 

Kendimi bildim bileli… Doğduğumdan beri evimde hayvanlarla iç içe büyümüş bir kızım ve hayvan sevgisini de bütün değerler gibi ailenin aşıladığına inanıyorum. Merhamet dediğimiz şey insanlığın doğasında olmalı. Anne tarafım Boşnak benim, geçenlerde “Boşnaklar ekstra merhametli olur” diye bir haber okudum. Kim bilir, bu kadar hassasiyetimde belki de etkisi vardır. Evdeki yemeklerle her gün kedi ve köpekleri beslediğimi çok net hatırlıyorum. 13-14 yaşımdan itibaren ise bilinçli bir şekilde yardım ediyorum. Okul harçlıklarım mamaya giderdi mesela.

DM köpekli

Bugüne kadar kaç hayvan sahiplendirdiniz tahmini olarak? 

 

Yıllardır çok sayıda köpek ve kedinin bakımını üstleniyorum, sahiplendiriyorum ve bir yandan da onlara yuva aramaya devam ediyorum. Farklı çiftlik, pansiyon ve barınaklarda baktığım hayvanların sayısı 300’ü aşmıştır. Ancak daha önce bir başıma yaptığım yardımları çevreme de yayarak daha hızlı sonuca ulaşmam, etrafımda bu konuya duyarlı insanların kendiliğinden oluşması pandemi sürecinde gelişti. Bu dönemde, sokak hayvanları ve barınaklarla ilgili daha fazla ne yapabilirim konusuna yoğunlaşmayı tercih ettim. Bu konuya aklımı daha çok çalıştırdım, daha çok vakit ayırdım. Kendime koyduğum bir hedef vardı. Bu da en az 30 hayvana kalıcı bir yuva bulmaktı. 2021’e girerken 35 hayvanı geri dönüşü olmayacak şekilde yeni aileleriyle buluşturdum. Bizzat bakımını üstlendiğim canların çoğu handikaplı hayvanlar. Dolayısıyla yuva bulma konusunda çok da şansları olmuyor. Üzülüyorum ama bu noktada almak istemeyenleri de anlayabiliyorum.

 

Sosyal medyada çeşitli belediyelerle yaptığınız işbirliklerini takip ettik. Hangi belediyelerle çalıştınız? 

 

Ardahan, Ayvacık, Karaburun, Kars ve Tokat Niksar Belediyeleri… Bunlar, benim haberimin olduğu ve en çok mama – kulübe ihtiyacı olanlardı. 

 

Süreç nasıl ilerledi? 

 

Ben hayata karşı pozitif bir kızım. Hiçbir şeyin kavgayla halledilemeyeceğini düşünürüm. Diplomasiye inanırım. Herhangi bir konuya yapıcı yaklaşırsanız çok daha hızlı ve verimli bir şekilde sonuca ulaşırsınız. Nasıl olmuş, neden olmuşla ilgilenmek size zaman kaybettiriyor. Adı geçen tüm belediyelere elle tutulur önerilerle gittim. Karşılığında da yüzlerce cana dokundum, dokunduk… Sadece 2 gün içinde Kars ve Ardahan’a tonlarca mama gitti.

 

Tokat, Kars ve Ardahan’a yaklaşık kaç kg mama ve kulübe yolladınız? 

 

Tokat Niksar için 8,5 ton, Ardahan ve Kars için 9 ton mama. Bunları ailem ve dostlarımın desteğiyle yaptım. Hepsi hiç düşünmeden yardım etti. Kendim de ayrıca geçtiğimiz günlerde Ayvacık, Lapseki ve Karaburun’a 10 ton mama yolladım. Ayvacık Barınağı için 30, Lapseki Barınağı için ise 10 kulübe yaptırdım. Her birinde en az 7-8 yavru köpeğin rahatça yaşayabileceği toplamda 40 kulübeyi kızlarım Lal ve Mila adına bağışladım. Ardahan Belediyesi için 2014 yılında kızlarıma hamileyken yine onlar adına 30 kulübe yaptırmıştım. Alaçatı için de yine aynı şekilde… Her bölge için şu anda sayamayacağım kadar çok desteğim oldu. 

 

 

 

Kars’taki iyilik hareketinde size kimler destek oldu? 

 

Kars Belediyesi biliyorsunuz kayyumda. Ama fark etmiyor. Siz doğru bir iş yapıyorsanız, yaptığınız doğru işin plan-programı da netse en hızlı şekilde sonuca ulaşıyorsunuz. 

 

Hiç barınak ya da pansiyon kurma gibi bir girişiminiz oldu mu ya da olacak mı? 

 

Hayır olmadı. Sanıyorum da olmayacak. Tek başıma yapabileceğim bir iş değil.

 

Bir “iyilik hareketi”nden bahsettik. Bir vakıf kurmayı ya da böyle bir harekete önayak olmayı düşünür müsünüz? 

 

Vakıf kurmayı düşünmüyorum, ama bir vakıf içinde aktif olarak çalışabilirim. Benim amacım kalıcı bir sistem oturtabilmek. Belki “birkaç iyi adam” toplanıp bunu düşünebiliriz. Ki üç gün sonra çok güvendiğim iki kişiyle bu konuda daha sistematik bir şekilde neler yapabiliriz diye toplantım olacak. Aklına, vicdanına inandığım kişilerin işin içinde olacağı bir oluşumda her zaman varım. Ama tek başıma yapamam. Böyle bir vaktim yok, kızlarımın ve ailemin merkezde olduğu önceliklerim ve sorumluluklarım var. 

 

Evinizde kaç can besliyorsunuz? Şu anda kendi evimde 8 tane köpeğim var. Bunlardan 6’sı barınak ve sokaktan. İkisini ise pet shop’tan aldım. Sevgiye aç, muhtaç hayvanlarla ilgiliyim ben. İster barınak, ister pet shop günün sonunda hepsi bir şekilde kurtarılmayı bekliyor. Ki bence pet shoptaki hayvanların durumu daha da acıklı. Küçücük bir kutuda kilometrelerce yol gelip sahiplenmeyi bekliyorlar. Korkunç… Bana acıklı bakan bir köpek görsem sırf pet shop’ta diye istesem de almamazlık yapamam. Elimde değil, onlara da yazık. Pet shop önünden geçmeyeyim diye yolumu değiştirdiğim veya hiç gitmediğim çok yer var. 

 

Soğuk günlerden geçiyoruz. Bireysel olarak sokaktaki canlara hayat hakkı verebilmek için neler yapabiliriz? 

 

Türkiye’deki sokak hayvanı 8-9 milyon civarındaymış. İnanılmaz bir sayı. Dolayısıyla en büyük çözüm tabii ki sokak hayvanlarının kısırlaştırılması. Bu konuda bireysel duyarlılık şart. Ben her bireyin mutlaka bir şey yapabileceğine inanıyorum. Herkes kendi semtinde, sokağında bu canlara sahip çıkabilir. Sevip sevmemesi önemli değil. Zarar vermesinler yeter… Bu vicdani bir hadise. Yapılacaklara gelince: Tabii ki en güzeli kulübe. Ama bütçesi neye el veriyorsa. Karda kışta muşambadan bir korunak mesela. İlla mama almak şart değil, artan yemekler. Apartmanlarının önünde olsun istemiyorlarsa sokaklarındaki çöp kutularının yanına koyabilecekleri su, yiyecek. Biliyorum çok klişe olacak ama olsun; ne olur, ne olur bakamayacaksanız kedi köpek almayın. Onların da hisleri olduğunu unutmayın, Kalp acısı çekip ağlayan kedi köpekler var. Bunu fark etmiyor olamazsınız… Konu sadece kedi köpek de değil. Tüm canlılar. Çiçekler, kuşlar.. Koruma, kollama temel bir içgüdü olarak yaşam döngümüz içinde yer almalı.

Bir “iyilik hareketi”nden bahsettik. Bir vakıf kurmayı ya da böyle bir harekete önayak olmayı düşünür müsünüz? 

 

Vakıf kurmayı düşünmüyorum, ama bir vakıf içinde aktif olarak çalışabilirim. Benim amacım kalıcı bir sistem oturtabilmek. Belki “birkaç iyi adam” toplanıp bunu düşünebiliriz. Ki üç gün sonra çok güvendiğim iki kişiyle bu konuda daha sistematik bir şekilde neler yapabiliriz diye toplantım olacak. Aklına, vicdanına inandığım kişilerin işin içinde olacağı bir oluşumda her zaman varım. Ama tek başıma yapamam. Böyle bir vaktim yok, kızlarımın ve ailemin merkezde olduğu önceliklerim ve sorumluluklarım var. 

 

Evinizde kaç can besliyorsunuz? Şu anda kendi evimde 8 tane köpeğim var. Bunlardan 6’sı barınak ve sokaktan. İkisini ise pet shop’tan aldım. Sevgiye aç, muhtaç hayvanlarla ilgiliyim ben. İster barınak, ister pet shop günün sonunda hepsi bir şekilde kurtarılmayı bekliyor. Ki bence pet shoptaki hayvanların durumu daha da acıklı. Küçücük bir kutuda kilometrelerce yol gelip sahiplenmeyi bekliyorlar. Korkunç… Bana acıklı bakan bir köpek görsem sırf pet shop’ta diye istesem de almamazlık yapamam. Elimde değil, onlara da yazık. Pet shop önünden geçmeyeyim diye yolumu değiştirdiğim veya hiç gitmediğim çok yer var. 

 

Soğuk günlerden geçiyoruz. Bireysel olarak sokaktaki canlara hayat hakkı verebilmek için neler yapabiliriz? 

 

Türkiye’deki sokak hayvanı 8-9 milyon civarındaymış. İnanılmaz bir sayı. Dolayısıyla en büyük çözüm tabii ki sokak hayvanlarının kısırlaştırılması. Bu konuda bireysel duyarlılık şart. Ben her bireyin mutlaka bir şey yapabileceğine inanıyorum. Herkes kendi semtinde, sokağında bu canlara sahip çıkabilir. Sevip sevmemesi önemli değil. Zarar vermesinler yeter… Bu vicdani bir hadise. Yapılacaklara gelince: Tabii ki en güzeli kulübe. Ama bütçesi neye el veriyorsa. Karda kışta muşambadan bir korunak mesela. İlla mama almak şart değil, artan yemekler. Apartmanlarının önünde olsun istemiyorlarsa sokaklarındaki çöp kutularının yanına koyabilecekleri su, yiyecek. Biliyorum çok klişe olacak ama olsun; ne olur, ne olur bakamayacaksanız kedi köpek almayın. Onların da hisleri olduğunu unutmayın, Kalp acısı çekip ağlayan kedi köpekler var. Bunu fark etmiyor olamazsınız… Konu sadece kedi köpek de değil. Tüm canlılar. Çiçekler, kuşlar.. Koruma, kollama temel bir içgüdü olarak yaşam döngümüz içinde yer almalı. 

 

Çevreniz bu girişimleriniz hakkında neler düşünüyor. Negatif tepkiler aldığınız ya da “Aman dünyayı sen mi kurtaracaksın” tarzı tepkiler alıyor musunuz? 

 

Tepki değil ama “kendi önceliklerini kaybetme” diye uyarı aldım, ablalarımdan. Özellikle son birkaç aydır üzgün uyuyorum, üzgün uyanıyorum… Kara deliğe girmiş gibi. 

 

Sosyal medya üzerinde hangi hayvan dostu hesapları takip ediyor ve destek veriyorsunuz? 

 

En çok “Hayvanlarolmadanasla” hesabını takip ediyorum. Sevgili Gürkan. Allah razı olsun. Hatta geçenlerde bir atla ilgili yardım istedi. Kedi ve köpeklerden sonra o atı da Büyükçekmece’de çiftliğinin de olduğunu bildiğim veteriner Ramazan Bey’e yerleştirdim. Onun dışında kendi sosyal medya hesabım özellikle son aylarda neredeyse sadece bu konulardaki desteğe ayrılmış durumda. 

 

Yine sosyal medya üzerinde vahşet dolu videolar çıkıyor karşımıza. Sizce bu canilik neden arttı? 

 

Bilmiyorum, inanamıyorum… Ben vahşet videolarını seyredemiyorum, ısrarla yollayanları engellemek zorunda kalıyorum. Zira üzüntüden hasta oluyorum ve kendimi bir şekilde korumalıyım. 

 

Hayvan hakları yasasının bir türlü geçmemesi hakkında neler düşünüyorsunuz? 

 

Bence burada hassasiyetle ele alınması gereken çok ince bir çizgi var. Mesela işten çıktınız, yorgunsunuz, kafanız başka bir yerde, Allah korusun yanlışlıkla bir hayvana çarptınız ve ölümüne sebebiyet verdiniz. Öte taraftan bir başka biri, bile isteyerek bir hayvanı öldürüyor. Bu iki kişinin alacağı ceza aynı olamaz. En başta bu konuyu çalışmak ve doğru bir şekilde oturtmak lazım. Dileğim bir an önce bu yasanın çıkması ki konunun bu kadar sık gündeme gelmesini bile umut verici buluyorum. Bu dünya sadece insanlara ait değil, tüm canlılar yaşadığımız bu gezegeni paylaşmak zorundayız.