Röportaj: Derin Mermerci

Röportaj: Derin Mermerci

Derin Mermerci için saf saf ‘sosyetik güzel’ demek büyük haksızlık olur. Evet sosyetik, evet güzel ama akıllı, vicdanlı, cömert, düşünen, paylaşmayı ve öğrenmeyi çok seven bir kadın. Kendi gibi bir site açtı şimdi derinmermerci.com.

Röportaj Haberturk’ten alıntıdır.

Hayat bazı insanlara cömert davranıyor. Maddi manevi bir cömertlikle sunuyor birçok şeyi. Derin Mermerci Aydın bu şansla doğmuş kadınlardan. Kalabalık bir ailenin kalabalıktan rahatsız olmayan, etrafını ailesiyle, kızlarıyla, kocasıyla, özellikle her cümlede vurgu yapmadan geçemediği başının tacı kız kardeşleri ve annesiyle, dostlarıyla, severek baktığı barınaklar yaptırdığı yüzlerce hayvanla dolduran bir kadın. Halbuki hikâyesinin 10. yılında sert bir yalnızlığa düşebilirdi. Babasını kaybettiği yıl. Geride miras değil de borç bırakan bir babaya sahip olabilirler, yalan bir çevreyle baş başa kalıp, üç beş timsah gözyaşından sonra hayat onlara daha sönük, daha ışıltısız bir sahne verebilirdi. Bütün hikâye tam tersine dönebilirdi, bir masaldan kâbus çıkabilirdi. Nihayetinde medya da o günlerde aslında hikâyenin bu tarafa düşmemesini suiistimal etmedi değil. Yazılanlara çizilenlere göre “Ender Mermerci ne şanslı bir kadındı, kocası ölmüştü ama paralar, o miraslar, mallar mülkler ona kalmıştı.” Halbuki hikâyenin daha zoru, üç genç kızla kalmaktı. Çok sığ yorumların yapıldığı vakitlerden de ancak güçlü, sağlam bir anne figürüyle çıkabilirlerdi. Bir zamanlar Bush’un fotoğrafının altında fotoğrafları yayınlanan o üç güzel kadın çoktan büyüdü, anne oldular, Ender Hanım anneanne oldu. Derin Mermerci de ailenin bu kalabalığına en son iki kızıyla katılıp kendisindeki değişimi, önceliklerinin başka yönlere doğru gitmesini, zevklerini, meraklarını, bildiklerini ve bilmek istediklerini bir platforma taşımaya karar verdi. “DM”. Aslında “DM”, “dijital magazin” demek olsa da tesadüf işte isminin baş harfleriyle kurduğu yeni sitesini hayata geçirdi.

EN İYİ ANLATAN KELİME: CÖMERT

Halbuki etrafı, onu takip edenler, “Biz onu gençliğinden beri takip ederiz” diyen hayran kitlesi ondan bir marka, bir tasarım beklerken niçin web sitesi? Aslında her şey, yazları beraber maaile yaptıkları üç haftalık bir tatilde filizlendi. Kendi kendine uydurduğu, tasarladığı yüzüğüyle kolyesi, çantasına taktığı uyduruk eşarplar arkadaşlarının bile dikkatini çekiyordu. Hani bazı insanlar vardır yemeğin tarifini bile eksik verir, neyi nereden aldığını söylemez, söylese de atar bir palavra, karşı taraf da bilir attığını. Derin Mermerci öyle bir kadın da değil. Her detayına kadar paylaşıyor. Cömertlik demiştim ya, Derin’i anlatacak üç kelime gerekse biri kesin bu. Eşi Cem Aydın aklına giriyor. Mermerci anlatıyor: “Cem açık görüşlü bir adam, ‘Derin belki de senin böyle iyi tavsiyeler verdiğin bir site açman lazım’ dedi.” Ve sonunda DM’yi hazırlıyorlar. Öyle hızlı haber girme, herkesin verdiğini verme peşinde bir site değil burası. Ancak ve ancak Derin Mermerci’nin zevkine hitap etmesi, onun inanması, arkasında durabileceği bir yer olması lazım.

BU SİTE KİMSEYİ DEĞİŞTİRMEK İÇİN DEĞİL

“O kadar çok mesaj alıyorum ki” diye anlatıyor, “Saçımı soruyorlar, makyajımı, kızlarımın ismini nasıl bulduğuma kadar. Bu işin zor tarafı içerik üretmek. Yoksa herkes her yerden haber indirebilir. Bir de beni yansıtması lazım.” Belki de biraz geç kalmış bir proje mi? Katılıyor: “Kesinlikle öyle. Ama bu bir zamanlama meselesi. Bunu niye 10 sene önce yapmadığım hissiyatımla alakalı. Gençtim, hızlıydım, o taahhütün altına giremeyecek haldeydim. Birdenbire karar verip dört günlüğüne Yosun’u görmeye gidiyordum. Önceliklerim farklıydı. Şimdi farkındalık yaratabileceğimi düşünüyorum. Ama bunun için illa aşırı pahalı bir şeylerden bahsetmiyorum. Kendimi daha iyi okuduğum zamanlardayım, sadece bunu paylaşmak istiyorum. Ama lütfen yanlış anlaşılmasın bu site kimseyi değiştirmek ya da manipüle etmek için değil. Haşa bir bilmişlik peşinde de değilim.”

 

Jet sosyetenin en havalı kızı, stil ikonu Derin Mermerci, yeni web sitesiyle hayatını, ilham kaynaklarını takipçileriyle paylaşıyor. Bu vesileyle buluştuk ve yaşamındaki değişiklikleri konuştuk: “Ben bu hayatı seçmedim. Bu hayata doğdum.”

Yeni bir projeniz var: Web siteniz derinmermerci.com.  Neden böyle bir platform yaratma kararı aldınız?

-Her şey bir blog açma niyetiyle başlamıştı. Kendime moda ve stil üzerine notlar yazacağım mütevazı bir paylaşım alanı yaratmak istedim. Sonra iş büyüdü. Ve ortaya DM adını verdiğimiz bu dijital platform çıktı. Arkadaşlarım “Bu site sana benziyor Derin” diyorlar. Gerçekten öyle. Tarzımı, hayatımı ve  dünyamı yansıtmasıyla… Kendimce bana ilham veren konuları paylaşıyorum. .

Hayatınız hakkında hatırı sayılır bir bilgiye sahibiz çünkü paparazziler peşinizde koşuyor. Bizim o karelerde gördüğümüz Derin, sizi ne kadar yansıtıyor?

– Hakkımda doğru yanlış pek çok haber yapıldı, yapılıyor. Ben bu hayatı seçmedim.  Ben bu hayata doğdum.10 sene önce farkındalıklarım arttı, önceliklerim değişti.  Kendime daha samimi ilişkilerin olduğu bir dünya seçtim ve çevreme bana bir şey katan akıllı insanlarla doldurdum.

Neden böyle oldu sizce?

– Bana göre sebeplerden biri, belki de en önemlisi annem gibi güçlü bir kadının, 41 yaşında üç çocuğuyla dul kalması. Babam bize kimseye muhtaç kalmadan yaşayabileceğimiz maddi ve manevi imkânlarla dolu bir hayat bıraktı.

Peki ilgi hoşunuza gitmedi mi?

– Tabii ki gitti. Ben gittiği her ortamda parlamasını seven bir kızım. Allah da bu ilgiyi eksik etmesin. Çünkü ilgi demek gözünün ferinin parlaması demek. Ama ne hoşuma gitmiyor: Her dakika bakımlı olmak zorunda hissetmek, dışarıda bir mekânda yemek yerken ‘Acaba beni çekiyorlar mı?’ diye lokmamı hızlı hızlı çiğnemek… Arkadaşımla konuşurken ‘Acaba konuştuklarımız duyuluyor mu’ diye ha bire kısık sesli konuşmak… Bir davete gidiyorsam zaten işini yapan fotoğrafçılara poz veriyorum.  Ama yürürken önüme atladıkları zaman tedirgin olmuyor değilim.

Geçen hafta anoreksik olduğunuz iddia edildi… Sitenizde yalanladınız…

– Beni takip eden bir kitle var.  Bir sürü mail ve Instagram yorumu alıyorum. Mesela bir  takipçim bana “Ben yemeğimim bir öğüne indirdim, sizin gibi olabilir miyim?” diye mesaj attı. O an fark ettim ki bu konuda bir açıklama yapmamın zamanı geldi. Ben sağlıklı  yemek yemeyi çok seven biriyim.  Sağlıklı  beslenmenin insanın kendine saygı duyması demek olduğunu düşünüyorum. Kendime de uyguluyorum. Herkese de tavsiye ederim.

EVLİLİK ZOR BİR MÜESSESE

Bir nevi günlüğü gibi kullanacak sanki sitesini. Önümüzdeki günlerde evlilik hakkında yazacağını söylüyor. “Evlilik normal şartlarda çok zor bir müessese. Evli iki insan arasında saygı, sevgi, dostluk olmalı. Her iki taraf birbirini rahat bırakmalı. Yoksa hapis gibi oluyor” diye önden fikirlerini az da olsa paylaşıyor. Derin Mermerci hayatın ona iki eliyle verdiğini kucaklayan ama elindeki avucundakini de paylaşmaktan hiç imtina etmeyen bir kadın. Bir bildiğiniz, magazin dergilerinde gördüğünüz pırıl pırıl hep güzel bir Derin var, bir de bilmediğiniz, merak eden, perdenin arkasında neler olup bittiğine bakan, aklını kullanan bir kadın. Sitesinde iki Derin’i de bulacaksınız. Hatta girişine yazdığı yazı gibi işte, kendisine benzeyen bir site.

BİR DAHA DÜNYAYA GELSEM YİNE CEM’DEN ÇOCUK YAPARIM

Türk medyasının parlak isimlerinden Cem Aydın’la evlendiniz. İlişkiniz nasıl başladı?

– Eşim Cem muhteşem bir adam; Çok olgun, merhametli, sevgi dolu, uyumlu, akıllı. 10 senedir tanışıyoruz, evlenmeden bir buçuk sene önce hemen hemen her gün beraberdik. Dostluğumuz, keyifli vakit geçirmek ve gülmek derken hayatı paylaşmaya döndü. Evleneceğin adamın dostun olması büyük bir avantaj, kumaşının iyi olması büyük bir lüks. Lal ve Mila çok şanslılar; Cem gibi babaları var, Mehmet Mermerci ve Doğan Aydın gibi dedeleri var. Bir daha dünyaya gelsem yine Cem’den çocuk yaparım. Ama bana göre evlenmek çok şart mı dersen, değil…

Nasıl yani?

– Anne olmak muhteşem. Cem  bir keresinde bana “Evlilik çok enteresandır, tüm bu güzel enerjileri kısıtlar” demişti. Ben de böyle düşünüyordum. Evlilik zor bir kurum. Bizde, bizi kurtaran Cem’in olgunluğu ve benim eriştiğim olgunluk. İki tarafın da özgür alanına müdahale etmediği bir hayat yaşıyoruz. Örneğin, o yelkenliyle çıkmak istiyor, keyif alacağını bildiğim için “Hemen git” diyorum.

Peki neden evlendiniz o zaman?

– Çocuk istiyordum. Evlenmeden de çocuk yapabilirdim. Ama ben olduğum için büyük olay olurdu.

Anneniz bu kadar ani evlenmenize ne dedi peki?

– Evlenmeye bu kadar çabuk karar vermemizi  yadırgadı. Fakat birbirlerini tanıdıkça annem benden çok Cem’ci oldu.

Evlilik ve çocuk sahibi olmak sizi nasıl değiştirdi?

– Biz Cem’le birbirimizin özel hayatına fazlasıyla saygı duyan bir evlilik yaşıyoruz. Fakat çocuklardan sonra öncelik, onların mutluluğu oldu.  Ben çok güçlü kadınlar arasında büyüdüm. Ben, annem, Yosun ve Tansa çok güçlü kadınlarız. Lal ve Mila’nın da  maneviyatı güçlü, ayakları yere basan, birbirine düşkün kızlar olmasını arzu ediyorum.

Bir dönem aldığınız çantaların fiyatı, elbiseleriniz vesaire magazin dergilerinin başlıca konusuydu.

– Artık her şeyin fazlasına para harcamak beni rahatsız ediyor. Kullanmadığım bir sürü çantam, kıyafetim, ayakkabılarım var.  Bana göre yer kaplamaktan başka bir işe yaramıyor. Az ve öz bana yetiyor.

‘EKMEĞİ BİLE EVDE YAPIYORUM’

Mermerci kadınları hep ışıl ışıldır, mesafeli bir güzellikleri vardır. Soyadlarının hakkını verircesine, dördü yan yana geldi mi o fotoğrafa bakan pürüzsüz, kusursuz bir Alman disipliniyle karşı karşıya kalır. Bu ailenin belki de bir zamanlar en hızlı yaşayanlarından Derin Mermerci şimdi nasıl bir ritimde? Epey yoğun, evdeki hayat, iş, bir yandan akıp giden sosyal hayat. Akşamları uykusunun kaçtığını söylüyor, bir de aklına gelen ve onu takip eden kitleye aktarmak istedikleri. Mesela zayıflık meselesi. Oturup onu yazıyor. Anoreksik olmadığını, bu toplara girmenin ne kadar riskli olduğunu yazıyor. “Benim için ‘Bu kız bir şey yemiyor içmiyor’ diye düşünebilirler. Ama öyle değil işte, ben çok sağlıklı besleniyorum, sağlıklı yaşıyorum. Ekmeğimi bile evde yapıyorum” diyor. 35 yaşında, pek ağrı kesici bile kullanmamış, 7 köpeğiyle, annesiyle arkalı önlü evlerde oturduğu hayatını, ablalarını, evlilik hakkındaki fikirlerini, çocuk yetiştirmeye dair görüşlerini paylaşmak istiyor. Pek de öyle kutlama taraftarı birisi değil. Çiçekler, böcekler, baby shower’lar, doğum günü pastaları ona göre değil. Kadınlar Günü’nü sadece Türkan Saylan’la anarak geçirmek isteyen, Özdemir Asaf’a kalbini sırf “Sen bana bakma / Ben senin baktığın yerde olurum” dizeleri yüzünden kaptıran bir kadın o. Sitenin açılışını da lansmanla duyurmamışlar. İstememiş. Bir gömlek giyip gittiği için de ablası Tansa’dan fırçayı yemiş hafifçe. Ama rahat olmayı önemsediği için oraya öyle gidivermiş işte Derin Mermerci’ye göre rahatlık samimiyet getiriyor. Bu arada ablaları bir yana, bütün dünya bir yana. “Süper iki ablam var. Çok şanslıyım maşallah” cümlesini günde kaç kere kuruyor bilemiyorum. Annelerinin bu konudaki başarısı gözden kaçacak gibi değil. “Bizde hürmet, had bilmek çok fazla vardır” diye tarif ediyor.

AZ VE ÖZ BANA YETİYOR

Sokak hayvanlarına karşı tavrınız gerçekten muhteşem. Kaç sokak hayvanına kol kanat geriyorsunuz?

– Küçükçekmece’de hayvanların çok iyi bakıldıkları, çok mutlu oldukları bir çiftliğe destek veriyorum. Şimdi Bahçeköy’de yeni bir çiftlik daha bulduk. Bu benim 10 senedir yaptığım bir şey. Barınaklara harcadığım para bana hiçbir zaman yük olmadı.

Sizin için ‘yük olmak’ diye bir durum söz konusu mu? Varlıklı bir ailenin kızı olarak sizin için ‘pahalı’ kelimesinin bir karşılığı var mı?

– Elbette. Para benim için bir araç. Araç olduğu için onunla alabildiğin her şey geçici. Dünya kadar paran olsun sevgiyi satın alamazsın. Sevilmek, saygı görmek doğuştan olmuyor, bunları kazanıyorsun. Para gibi araç olan bir şeyle manevi duyguları satın almaya çalışanlara çok üzülüyorum. Her evde olduğu gibi bizde de paranın nasıl harcanacağı konuşulur. Derin olarak, inandığım şeylere para harcamaktan gocunmam. Mesela  bir yemekte iyi vakit geçiriyorsam, yediğim içtiğim şeylerin karşılığında verdiğim bedel yanıma kârdır.  Paranın ne kadar zor kazanıldığını biliyorum. Çünkü hayatı boyunca ailesi için çalışmış bir babanın kızıyım.

Bazı kesimler B planı olarak yurtdışına taşınma planları yapıyor. Siz uzun süre yurtdışında yaşadınız ama buraya döndünüz, neden?

– New York ve  Paris’te çok keyifli yaşadım. Dolayısıyla oralarda yaşamanın ne demek olduğunu biliyorum. Tabii son zamanlarda yaşadığımız olumsuzluklar hepimizi çok etkiledi. Ama  arkadaşlarım, çevrem, ailem burada. Ve onlara çok bağlıyım. Türkiye benim vatanım, ben bu topraklarda yaşadığım için çok mutluyum.

Taşınmayı düşünmüyorsunuz yani…

– Gitmek benim aklımda hiç yok. Bazen kızlarımın yurtdışında alabilecekleri eğitim fark yaratır mı diye düşünüyorum. Ama ben bu topraklarda doğdum, büyüdüm. Buraya olan bağım ve dostluklarım benim için çok kıymetli. Yurtdışında kuracağım yaşamın bana ve kızlarıma burada bulduğum samimiyeti hissettireceğini düşünmüyorum. Temennim;  Lal ve Mila dünya vatandaşı olsun, dil bilsinler, üretsinler, yaratsınlar, komplekssiz olsunlar. Ve kesinlikle bu ülkeye katkıları olsun.

Mermercilerin kızı olsaydım…

Sanıyorum sahne sanatlarıyla ilgilenirdim. Kulağa hitap eden farklı bir meslek dalında eğitim almayı tercih ederdim. Küçükken durum farklıydı: Babam matematiğe çok meraklıydı, bana altı yaşında cebir öğretti. Ben de belki de babama yaranmak için büyüyünce matematik profesörü olacağım derdim…

*Bu güzel ortamda bizi ağırladıkları için, Hotel Les Ottomans ailesine teşekkür ederiz